Çevresel faktörlerin ciddi yıkıcı etkilerini gördüğümüz şu günlerde yönetim ve strateji literatüründe önemli teori ve tartışmalara imza atmış yönetim düşünürlerinin, firma özelindeki kaynakların mı önemli olduğu yoksa firma dışı etkilerin mi önemli olduğu konusunda ortaya koyduğu görüşleri ifade etmeye çalışacağım. Hem “Dış çevre işletmenin performansını birinci dereceden etkiler” düşüncesi ile “işletmenin kendi içinde bir hareket alanı vardır ve iç dinamikler önemlidir” yaklaşımlarını inceleyeceğiz hem de bu alandaki önemli akademisyenleri biraz tanımış olacağız.

No alt text provided for this image

 Jay Barney, 1954 California doğumlu, stratejik yönetim alanında çalışan Amerikalı bir profesör. 2010 Yönetim Akademisi Akademik Katkı Ödülü, 2005 Yönetim Akademisi Üstün Eğitimci Ödülü, 1997, 2008, 2011 farklı üniversitelerde fahri doktora ünvanları almıştır. Stratejik yönetim alanına en büyük katkıyı, kaynak tabanlı rekabet avantajı teorisi ile ilgili çalışmalarıyla vermiştir.

Stratejik yönetim alanı, neden bazı firmalar diğerlerinden daha iyi performans gösterir ya da neden bazı firmalar daha çok kâr elde eder sorularını cevaplamaya çalışır.

Barney 1991 yılındaki çalışmasında kaynak temelli model ile rekabet avantajının çevresel modelleri arasındaki ilişki aşağıdaki şekille izah etmiştir.

No alt text provided for this image

(Barney, 1991: 100)

Kaynak temelli yaklaşım, şirketlerin farklı (heterojen) kaynaklara sahip olduğunu ve bu sebeple farklı stratejilere sahip olacağını öne sürer. Bu bakış açısıyla, bu kaynaklar üstün rekabet avantajı sağlama potansiyeline sahiptirler ve yönetimin odağını, yetenek ve yetkinlikleri belirlemek üzere buraya odaklamayı arzu eder. Bu yaklaşım ekonomi, hukuk, etik, pazarlama, yönetim, tedarik zinciri gibi farklı disiplinler içinde geliştirildiğinden önemli bir değişimi temsil eden disiplinler arası bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

Barney, kaynakların sürdürülebilir rekabet avantajı olarak değerlendirilebilmesi için değerli, nadir, taklit edilemez ve değiştirilemez olmaları gerektiğini savunmaktadır ve yönetimin görevinin bu avantajı elde etmek adına kaynakları anlamak ve organize etmek olduğunu belirtir.

Bu kaynakları belirlemek için dört önemli kriter;

–         Değerli (bir firmanın etkinliğini ve verimliliğini artıran – stratejik)

–         Nadir (rakiplere çok uygun olmayan)

–         Taklit edilmesi pahalı – Rakipler ya da diğer firmalar tarafından kolayca uygulanamaz

–         İkame edilemez – diğer kaynaklarla değiştirilemez.

Barney, kaynakların heterojenliği ve sabitliği arasındaki ilişkiyi aşağıda şekille izah etmiştir;

No alt text provided for this image

(Barney, 1991: 112)

Bir kaynağa sahip olan firmalar ve rakipler arasında az bulunan (nadir) kaynakların karışımının karşılaştırmalı üstünlüğe sebep olduğu söylenir. Bu üstünlük, firmanın üstün bir değere sahip olduğu veya daha düşük maliyetle üretebildiği pazarlama teklifleri üretmelerini sağlar. Bu sebeple, kaynaklardaki bu karşılaştırmalı üstünlük, pazarda rekabet avantajına yol açabilir. Değerli, nadir, taklit edilmesi zor ve pahalı ve ikame edilemez kaynaklar bir firmaya sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayabilir. Bir dizi değerli kaynak, stratejileri tasarlamak ve uygulamak için kullanılabilir. Bu kaynaklar, fiziksel, beşeri veya örgütsel sermaye kaynaklarının özel bir karışımı olabilir. Ancak bu kaynaklar nadir değilse, başka bir firma aynı stratejileri tasarlayabilir veya taklit edebilir.

No alt text provided for this image

(Porter, 1985: 5)

Ancak bu görüşe şu açıdan bir eleştiri vardır. Barney’in varsayımı, firmanın avantaj yaratacak kaynaklarından yararlanabildiği sürece faaliyet gösterdiği rekabetçi pazarda kârlı olabileceğini öne sürer. Ancak bu varsayım, endüstride dış çevreyi (dışsal faktörler) göz ardı eder (bkz. Porter’ın Sanayi Yapı Analizi)

No alt text provided for this image

Michael Everett Porter, 1947 doğumlu Amerikalı akademisyen ve ekonomist. Harvard Üniversitesi İşletme Bölümü’nde Ekonomi ve Yönetim Bilimleri profesörüdür. Aynı zamanda Strateji ve Rekabetçilik Enstitüsü Başkanıdır. “Üç Genel Rekabet Stratejisi”, “Değer Zinciri” ve “Beş Güç Modeli” isimli çalışmaları ile ünlüdür. Birçok otorite tarafından en etkili yönetim düşünürlerinden biri olarak gösterilmektedir.

Porter beş güç ilkesinde tedarikçilerin pazarlık gücü, alıcıların pazarlık gücü, yeni girişimcilerin tehdidi, ikame ürün ve hizmetlerin tehdidi ve mevcut rakiplerle çekişmeden bahsetmiştir. İlk olarak 1979’da Harvard Business Review’da yayınlanmıştır. Porter’a göre bu ilkeler mikro çevredir ve bunları makro çevre ile karşılaştırır. Bir pazarın çekici olması, pazarda faaliyet gösteren her firmanın kârlı olacağı anlamına gelmez. Porter bu çerçevenin genel endüstri düzeyinde uygulanması gerektiğini, endüstri gruplarında kullanılmaması gerektiğini ifade etmiştir. Strateji danışmanları, stratejik pozisyonun nitelik değerlendirmesini yaparken bu çerçeveden yararlanabilmektedirler.

Porter’ın rekabet avantajı yaklaşımında, yüksek performans için doğru pazarın / endüstrinin seçilmesi ve doğru rekabetçi pozisyonun belirlenmesi gerekir. Porter’a göre işletme çevresi, sektörel ya da operasyonel çevreyi kapsar. Bu, stratejiler ve kârlılık üzerinde önemli bir etkendir.

Kevin P. Coyne ve Somu Subramaniam, (Bringing Discipline to Strategy, 1996) çalışmalarında Porter’ın bu çerçevesine bazı eleştiriler getirmişlerdir;

–         Alıcılar, rakipler veya tedarikçiler ilgisizdir ve etkileşim sağlamayacakları,

–         Değer kaynağının yapısal avantaja sahip olması,

–         Belirsizliğin düşük olması, pazardaki oyuncuların rekabetçi davranıştaki değişiklikleri planlayacak ve bunlara yanıt verecek zamana sahip olabilecekleri.

No alt text provided for this image

Birger Wernelfelt ise 1951 doğumlu Danimarkalı bir ekonomist ve yönetim teorisyenidir. JC Penny MIT Sloan İşletme Okulu’nda Yönetim Profesörüdür. En çok atıf alan çalışması “A Resource – based view of the Firm” ile ünlüdür.

Wernerfelt (1984) ise bu konuya dair görüşünü, bir firmanın çekiciliğini, firmanın pazara sunduğu kaynaklardan bağımsız olarak değerlendirmenin mümkün olmayacabileceğini ifade etmiş ve bu nedenle, firmanın daha sağlam bir çerçeve geliştirmesi için bu teorinin kaynak temelli yaklaşım (resource-based view) ile birleştirildiğini öne sürerek belirtmiştir.

2013 yılında yaptığı “The Comparative Advantages of Firms, Markets and Contracts: A Unified Theory” isimli çalışmasında ise en etkili işgücü piyasası mekanizmasının, uzmanlaşmanın avantajlarına, çalışanların girişimciler arasında geçiş yapma maliyetlerine ve ihtiyaçların değişme sıklığına bağlı olduğunu belirtmiştir. Çok taraflı mekanizmalar, uzmanlaşma daha avantajlı olduğunda, işçilerin girişimciler arasında geçiş yapmasının ucuz olduğunu ve temel olarak daha etkili olduğunu öne sürmüştür. İkili bir mekanizma göz önüne alındığında, süreç içi düzenlemeler daha sık ortaya çıktığında istihdam (firma) sözleşmelerden daha etkili olduğunu belirtmiştir.

KAYNAKLAR

Wernerfelt, 1984, A Resource-Based View of the Firm, Strategic Management Journal, Vol. 5, No. 2. (Apr. – Jun., 1984), pp. 171-180.

Porter, Michael, 2008, “The Five Competitive Forces That Shape Strategy”Harvard Business Review.

Barney, 1991, Firm Resources and Sustained Competitive AdvantageJournal of Management, 1991, Vol. 17, No. 1, 99-120

Barney, 2013, The Comparative Advantages of Firms, Markets and Contracts: A Unified Theory

Coyne, Subramaniam, 1996, Bringing discipline to strategyThe McKinsey Quarterly

Wikipedia

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir