Bu yazıyı yazma amacım hepimizin birer engelli adayı olduğunu hatırlamak, hatırlatmak ve her gün başımıza gelen ama fark etmediğimiz bazı şeylere dikkate çekmektir. Engellilik, engelleri, faaliyet sınırlamalarını ve katılım kısıtlamalarını kapsayan şemsiye bir terimdir. Engel, vücut fonksiyonunda veya yapısında mevcut olan bir sorun; faaliyet sınırlaması, bir kişinin bir görevi veya eylemi gerçekleştirirken karşılaştığı bir zorluktur; katılım kısıtlaması ise bireyin hayata dahil olurken karşılaştığı bir sorundur. Dolayısıyla engellilik sadece bir sağlık sorunu değildir. Engellilerin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek ve çevresel ve sosyal engellerin kaldırılması için müdahaleler gerekir (Dünya Sağlık Örgütü – WHO).

Dünya genelinde toplamda yaklaşık 1 milyarın üzerinde engelli birey var. Yani 7 kişiden 1’i engelli. DSÖ’ne göre dünyada 70 milyon insan tekerlekli sandalyeye ihtiyaç duyuyor. Ancak bunların sadece %5 – %15’lik kısmı bu imkana sahip.
Engeller içerisinde görme engelli olma durumu belki de insanlık tarihi boyunca en büyük engel olarak değerlendirilen bir kısıt. Yine DSÖ verilerine göre küresel olarak, en az 2,2 milyar insanın görme bozukluğu veya engeli var. Bunlardan en az 1 milyarı önlenebilecek veya henüz değerlendirilmemiş bir görme bozukluğuna sahiptir. Görme bozukluğu olan kişilerin çoğunluğu 50 yaşın üzerindedir (DSÖ).
Türkiye’de engelli sayısına dair bulabildiğim en güncel kaynak, 2013 yılında yayımlanan 2011 yılında toplanan veriler. Bu verilere göre Türkiye’deki toplam engelli sayısı 4.882.841. Ülkemizde görme engelli sayısının ise 220.000 civarında olduğu ifade edilmiş (2016 SGK verileri). Bu sayının daha yüksek olduğunu tahmin ediyorum. Hepimizin bildiği, aşina olduğu yollarda sarı renkli işaretler bulunan şeritler, bloklar görüyoruz. Bunlar görme engelliler için yapılmış olan yollar. Peki bunlar ne anlama geliyor?
Tactile Ground Surface Indicator (TGSI), Dokunsal zemin yüzeyi göstergeleri (Türkçe), görme bozukluğu olan kişilerin kendi konumlarını, tehlikeli konumlarını ve yürüyecekleri yönü tanımlamalarını sağlamak için tasarlanmıştır. Bu nedenle, ayaklarla temas yoluyla görme engellilerin tanımlanmasını kolaylaştıracak şekilde güvenli yerlere sabit bir şekilde kurulmalıdır.
Görme engelliler için uygulanan bu göstergeler iki çeşittir. İlki ikaz göstergeleri. İkincisi ise yönlendirme göstergeleri.

1) İkaz (uyarı) Dokunsal Göstergeleri : Uyarı dokunma göstergelerine ayrıca tehlike dokunsalları ve bazen karar dokunsalları da denir. Yürüme yüzeyinde yükseltilmiş bir saplama veya “nokta” deseninde yerleştirilirler ve yakındaki bir tehlike ile ilgili görme engelli yayaları uyarmak için kullanılırlar. Uyarı göstergeleri bir dur işareti gibi çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Yol boyunca oluşabilecek tehlikelere karşı görme engelli yayaları uyarırlar, bu da ilerlemeye başlamadan önce tehlikenin doğasını belirlemek için durmaları gerektiğini gösterir. Elbette tehlikenin ne olacağını belirtemezler (Mobility Research Center).

2) Yönlü Dokunsal Göstergeler : Önde Gelen Dokunsallar olarak da adlandırılır, yürüyüş yüzeyine öngörülen hareket yönüne göre yönlendirilmiş bir dizi yükseltilmiş çubuktan oluşur. Engelleri olmayan bir yol boyunca yayaları güvenli bir şekilde yönlendirmek için monte edilirler ve genellikle bir ikaz (uyarı) dokunsal göstergesi ile sonlanırlar. Yön göstergeleri, mülkiyet çizgisi veya kaldırım kenarı gibi diğer dokunsal ve çevresel ipuçlarının bulunmadığı veya yetersiz kılavuzluk sağladığı durumlarda kullanılır. Açık alanlarda yönelme sağlarlar ve tehlikelerden kaçınmak için izlenecek sürekli erişilebilir yolu belirlerler. Ayrıca, bir geçiş noktasına, toplu taşıma erişim noktasına veya önemli bir kamu tesisine, örneğin umumi tuvalete, bilgi merkezine erişim noktasına erişmek için sürekli erişilebilir yoldan sapması gereken bir kişiye yönlendirme sağlarlar (Mobility Research Center).
Görme engelli bireylerin yaya olarak hareket halindeyken düşme, çarpma, takılma ve buna bağlı yaralanmalar yaşama riski elbette yüksektir. Bazı kaldırımların şekli, trafik ışıklarının sesli sistemlerinin her yerde olmaması, üstü açık bırakılmış kuyu ya da kapaklar, görme engelli bireyler için ciddi problemlere yol açabilmektedir. Görme engelli yollarına konulan arabalar, motosikletler, bisikletler ya da farklı nesneler tehlikeli durumlara neden olabilmektedir. Bu noktada bütün vatandaşların daha duyarlı olması, ilgili konuda faaliyette bulunan teknik insanların ise bütün bu detayları enine boyuna düşünerek eylem icra etmesi gerekmektedir. Elbette ülkemizde bütün bu engelleri aşmaya çalışan, sosyal sorunlara duyarlı oluşumlar da mevcut. Birileri şikayet etmeyi bırakıyor ve elini taşın altına koyuyor. Bütün dernek, STK, konfederasyonların hepsinden bahsetmek mümkün değil ancak bana göre en dikkat çekenleri paylaşmak istiyorum.
Peki Kim Bu Elini Taşın Altına Koyanlar

YGA, Türkiye’de kurulan kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur.
Geleceğe umutla bakmamızı sağlayan çift kanatlı gençler yetiştirir. Bu gençler hem vicdan hem de donanım kanatlarını; insanlığa faydalı projeler üretirken geliştirirler. Geliştirdikleri inovasyonlarla, sosyal sorunlara köklü çözümler üretirler. Hayal Ortağım projesi ile beraber ortaya çıkan çok önemli projelerden biri de görme engelliler için akıllı baston olan WeWalk ürünüdür.

WeWALK, YGA ve Vestel mühendisleri tarafından görme engelliler için geliştirilen, devrimsel özellikler taşıyan dünyanın en akıllı bastonudur. Turkcell’in kitlesel fonlama platformu Arıkovanı’nda Türkiye rekoru kırarak prototip aşamasını tamamlayan WeWALK, YGA tarafından tasarlanmıştır ve Avrupa’nın en büyük fabrikalarından biri olan Vestel City’de üretilmektedir. WeWALK sadece bir ürün olmanın ötesinde dünyadaki tüm görme engellileri tek bir çatı altında toplayan, toplumda farkındalık yaratan ve erişilebilirliği, toplumsal kapsayıcılığı ve toplumsal hayata eşit ve tam katılımı teşvik eden sosyal bir platformdur.
Parıltı Derneği

Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği, 26 Şubat 2003 tarihinde görmeyen, az gören ve görme engelinin yanı sıra başka engeli de bulunan çok engelli çocukların aileleri tarafından İstanbul’da Psikolog Dr. Ayşe Hale Bacakoğlu önderliğinde kuruldu. Derneğe üye olan çocukların birçoğu tüp bebek tedavisi ve erken doğum nedeniyle, bir kısmı da kanser tedavisi için geçirdikleri beyin ameliyatı neticesinde görmeyen, az gören ya da çok engelli durumundalar. Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği’nin amacı; görmeyen ve az gören çocukların doğumlarından eğitim süreleri tamamlanana kadar olan süreçte, onları yaşıtları ile aynı seviyeye getirerek kendi potansiyellerini mümkün olan en üst düzeyde tamamlayana kadar donatmak ve kendi başına hareket eden bağımsız, çevreye uyumlu, meslek sahibi bireyler olmalarını sağlamaktır.

Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği kamu yararınadır. Dernek, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan tüm ortopedik engellilerin eğitim, sağlık ihtiyaçlarına katkıda bulunarak sosyal dayanışmalarını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Bünyesinde toplanan engelli vatandaşlar için din, dil, ırk, bölge ve cinsiyet ayırımı yapmaksızın gerekli tüm çalışmaları yapar.

Türkiye Sakatlar Derneği kendisini ülkemizin en eski derneklerinden biri olarak tanıtıyor. 1958 yılında İstanbul Tıp Fakültesi bünyesinde başlayan çalışmaların ardından 1960 yılında derneğin kuruluşu tamamlanmıştır.
Toplum Gönüllüleri Vakfı

Türkiye’nin 80 şehrinde, 133 genç grubu/kulübü/topluluğu şeklinde sosyal sorumluluk projeleri hayata geçiriyor. Toplum gönüllüsü gençler, farklılıklara saygı, şeffaflık ve hesap verebilirlik, yerel katılım, ekip çalışması, yaşam boyu öğrenme ve girişimcilik ilkeleri doğrultusunda; gençlerin öncülüğünde, yetişkinlerin rehberliğinde sosyal sorumluluk projeleri hayata geçiriyorlar.
Dünya Sağlık Örgütü’nün de görme engelliler için küresel faaliyetleri mevcuttur. Bu konuda 2014-2019 küresel eylem planına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;
https://www.who.int/blindness/AP2014_19_English.pdf?ua=1
KAYNAKLAR
https://www.mobilityresearch.co.nz/aboutu
www.yga.org.tr
https://www.parilti.org.tr/biz-kimiz/hakkimizda
https://www.tog.org.tr/hakkimizda/
www.leapsmag.com
