Felsefe bir düşünce faaliyetidir. İnsanın soru sorabilme yeteneğine dayanır ve bu bağlamda, o belirli türden sorular hakkında belirli bir türden düşünme faaliyetidir. Felsefeyi tüm diğer şeylerden ayıran en önemli özelliği, felsefenin bu türden sorular üzerinde düşünürken, mantıksal sonuç çıkarma ya da akıl yürütmeye dayanmasıdır. Neden? sorusu bilimsel düşünmenin gelişiminde etkili olmuş ve tarih boyunca ele alınışı değişimlere uğramıştır. Belirli gelişmelerin sonrasında ise neden sorusundan nedensellik kavramına geçildiği görülür.

Felsefi açıdan neden sorusu ve nedensellik kavramını bir kenara bırakırsak günlük hayatımızda kendimize ve çevremize sormamız gereken neden sorusu, cevabı hayatımızda neye tutku duyduğumuzu, bir şeyi neden istediğimizi bize gösteren bir sorudur. Bu soruyu dürüstçe cevaplayabilmek gerçekten hiç kolay değildir. Günümüz liderlik davranışlarına, liderlik süreçlerine ve lider kurumlara baktığımız zaman, insanların bu kişi ya da kurumları neden takip ettiği büyük önem arz etmektedir.
Simon Sinek, “The Golden Circle” olarak ifade ettiği çemberde bize etkili liderlerin önce neden sorusu ile ilgilendiğini ve bu sorunun cevabını vererek yoluna devam ettiğini anlatmaktadır. Etkili liderler bu çemberde içeriden dışarıya doğru düşünürken, lider olmayanlar yani takipçiler dışarıdan içeriye doğru düşünürler.

“İnsanlar ne yaptığınızı satın almazlar; yapma nedeniniz için satın alırlar ve inandığınız şey hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersiniz.”
How great leaders inspire action‘ isimli konuşmasında Simon Sinek.
Biz bir insana veya bir ürüne onlar için değil kendimiz için inanırız. Birini dinlemeye onun için değil kendimiz için gideriz. Onun hedefini ve hayalini benimsemişsek, buna inandığımızı herkese göstermek ve bizi görmelerini sağlamak için takip ederiz. Öncülük edenler bize ilham verirler. Zorunlu olduğumuz için değil istediğimiz için takip ederiz.
Ohio, Dayton’lu iki bisiklet ustası olan Wright Kardeşler imkansızlıklar içerisinde kuşların nasıl uçtuklarını anlamak üzere sistemli olarak çalışıp ilk yapısal dengeli model uçağı 40 metre uçurmayı başarmışlardır. Onlar dünyanın gidişatını değiştirme istekleri tarafından sürüklendiler ve onlara inanan insanlar, onlar ile kan, ter ve gözyaşı içinde çalıştılar.
Buradan yola çıkarak şirketlerde olması gereken hedef sadece iş arayan insanları işe almak değil, senin inandığına inananları işe almaktır. Eğer insanları sadece işi yapabildikleri için işe alırsanız, sizin paranız için çalışırlar fakat sizin inandığınıza inanıyorlar ise, kan, ter içinde sizin için çalışacaklardır.
Sloganı “Farklı düşün” olan Apple şirketi içerisinde “Neden” sorusuyla işe başlayan insanlar barındırdığı için sıra dışı bir bilgisayar firması olmayı başardı. İnsanları Apple ürünlerini öylesine güçlü bir şekilde takip ediyorlar ki, bunlara sahip olmak onlar için adeta bir gurur kaynağı ve bunu herkese göstermek istiyorlar. Apple öyle bir noktaya koydu ki kendini, insanlar Apple’a inanıyorlar ve her yeni ürünü delicesine takip ediyorlar. Hatta büyük çoğunluk “Apple hangi ürünü çıkarırsa çıkarsın sorgulamadan satın alırım” diyebilecek kadar inanmış durumda.
Apple insanlara ne istediğini sormuyor, ne istediğini söylüyor.

Apple’ın insanlara mesajı şu ; “Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız, süre gelen olgulara meydan okumaktır. Biz farklı düşünmeye inanırız.” Amaç sende olan bir şeye ihtiyacı olan herkes ile ticaret yapmak değil, amaç senin inandığına inananlar ile ticaret yapmak.
Steve Jobs’a inananlar onunla kan, ter içinde çalıştırlar. Mark Zuckerberg de öyle bir nedene sahipti ki etrafındaki insanları kendisinin yanında sürükledi ve şimdi dünyanın en büyük sosyal ağını yönetiyor ve dünya nüfusunun çoğu bunu heyecanla takip ediyor. 21. Yüzyılda insanları kendine hayran bırakarak harika işlere imza atan dönüşümcü liderlere Jack Dorsey, Reid Hoffman, Jeff Bezos, Kevin Systrom gibi daha birçok isim sayabiliriz.

Ünlü yönetim araştırmacısı Jim Collins bu konu ile ilgili olarak “Beşinci düzey liderlik” kavramını ortaya atmıştır. Jim Collins’e göre sürdürülebilir başarıyı sağlayan kurumların en önemli özelliği, beşinci düzey liderlik olarak isimlendirilen özelliklere sahip bir kişi tarafından yönetilmeleridir. Beşinci düzey liderlik kısaca, kişilik boyutunda derin bir alçakgönüllülük ve profesyonel boyutta da büyük bir tutku olarak tanımlanmaktadır. Yukarıda saydığımız isimlerin davranış stilleri ve karakterlerine baktığımız zaman, gösterdikleri liderlik ile kısa sürede muhteşem şirketler meydana getirdiklerini ya da orta seviye şirketleri muhteşem hale getirdiklerini söyleyebiliriz.
1965 yılından bu yana Fortune’da çıkan 1435 şirketten sadece 11 tanesi sürdürülebilir başarının örneği olabilmiş. Jim Collins, 5.seviyenin iyiden muhteşeme hareket için gereken tek unsur olduğunu söylemiyor ancak çok önemli olduğunu belirtiyor.
Daniel Goleman ise, insanların peşinden sürükleyen etkili liderlerin güçlü bir duygusal zekaya sahip olduğunu söylüyor ve bunu beş bileşen ile tanımlıyor.

- Öz-farkındalık : İnsanın kendi ruh halini, duygularını ve güdülerini, ayrıca bunların başkaları üzerindeki etkilerini anlama ve kabul etme yeteneği
- Kendini ayarlama : Yıkıcı dürtüleri ve ruh hallerini kontrol etme ya da başka yöne çevirme yeteneği. Hüküm vermede aceleci olmamaya, yani harekete geçmeden önce düşünmeye yatkınlık.
- Motivasyon : Para ve statü ötesindeki nedenler uğruna çalışma tutkusu. Hedefler peşinde gayret ve sebatla koşmaya yatkınlık.
- Empati : Başka insanların duygusal yapısını anlama yeteneği. İnsanlara duygusal tepkilerine göre davranma becerisi.
- Sosyal beceri : İlişkileri yürütmede ve şebekeler kurmada ustalık. Ortak zemin bulma ve yakınlık sağlama yeteneği.
Duygusal zeka öğrenilebilir mi ? Liderlik doğuştan mı gelir ? İnsanlar belirli bir empati düzeyiyle mi doğarlar yoksa hayat tecrübesinin bir sonucu olarak mı empati edilirler ? Liderlik özellikleri şartların gerektirdiği bir sonuç olarak mı bazı insanlarda gelişir ? Bütün bu soruların net bir cevabı olmamakla birlikte hem doğuştan geldiği hem de çevresel şartlarla bir takım olguların geliştiği öne sürülmüştür.
Kitleleri peşinden sürükleyen liderlerin her ne kadar tek bir cümle ile tanımlanamayacak olsa da duygusal zeka ile beraber gelen olgunluk, adil olmak, entelektüel bilgi, karizmatik ve vizyon sahibi olmak gibi birçok özelliği vardır ancak asıl önemli olan yola çıkarken sordukları “neden” sorusudur. Tıpkı şirketler gibi, liderlerin ve hatta her insanın varlık nedeni (misyon, amaç) ve değerleri vardır. Liderler kim olduklarını ve ne istediklerini güçlü ve açık bir şekilde bilir ve tanımlarlar. İnsanların size inanması ve sizi yolculuk boyunca takip etmesi sahip olduğunuz vizyonla ve yola çıkış nedeniniz ile ilgilidir. İnsanlar hayatlarında değişiklik yapmak isterler ve temelinde bunun belli nedenleri vardır. Ancak çok az insan neyi neden istediğini bilir ya da bu sorunun cevapları üzerine düşünür.
Dünyayı değiştiren liderlerden belki de en yenisi ve en güçlüsü olan Elon Musk’tan bahsetmemek olmaz. Musk 1971 yılında Güney Afrika’da doğru. Pek de mükemmel bir çocukluk geçirmedi. Sıkıntılı bir aile yaşamı oldu ve okul ortamına hiçbir zaman uyamadı. Fakat, diğer sıradışı insanların biyografilerinde de okuyacağınız gibi, daha erken yaşlardan itibaren tutkulu bir şekilde kendi kendine öğrenen birisi oldu. Günde 10 saat kitap okuduğu söylenmektedir. Kendisi insanları bir bilgisayar olarak görüyor. Vücut ve beyin, bir insanın donanımı. Yazılımı ise düşünme tarzı, değerler sistemi, alışkanlıkları ve kişiliği. Musk için öğrenme ise basit bir şekilde “beyne veri ve algoritma download etme”. Geleneksel sınıf eğitiminin Elon’u hayal kırıklığına uğrattığı noktalardan biri sınıfta oturup öğretmeni bir şey açıklarken dinleme eyleminin sunduğu “kabul edilemez yavaşlıktaki download hızı”. Bugüne kadar öğrendiği çoğu şeyi kendi kendine, okuyarak öğrendini söylüyor. Üniversitede, hayatta ne yapmak istediğini düşünmeye başladı ve şu soruyu başlangıç noktası olarak kullandı : “İnsanlığın geleceğini en çok ne etkileyecek ? Cevap : internet, sürdürülebilir enerji; uzak keşfi, özellikle dünya dışında kalıcı yaşam alanları; yapay zeka ve insan geninin tekrar programlanması.

Elon Musk bugün SpaceX’in kurucusu ve Tesla Motors ile PayPal’in kurucu ortaklarındandır. SpaceX’te CEO ve baş tasarımcı; Tesla Motors’da başkan, CEO ve ürün mimarı olarak görev yapmaktadır. Musk aynı zamanda SolarCity’nin de başkanıdır. Musk’ı bugünlere getiren çocukluk zamanlarında çevresini sorgulaması ve güçlü bir nedene sahip olması. Üniversite de ise ne yapmak istediğini düşünmesi olmuştur. Hayata geçirmeye çalıştığı çılgın fikirleri uygulayabilmek için çok güçlü bir nedeni olması gerekiyordu ve bu zorlu kabul ettirme sürecini sonunda başarmış gibi görünüyor.
“Bir şirket açtığınız zaman, bu bilimden çok sanattır çünkü tamamen bilinmezdir. Gündemde olan problemleri çözmeye çalışmak yerine, sizin için son derece kişisel olan problemleri çözmeye çalışın. Sıradan bir insansanız ve sadece kendi probleminizi çözerseniz, milyonlarca insanın da problemini çözmüş olabilirsiniz. ”
Brian Chesky, Airbnb
“Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin bir önemi yoktur. “
Peter Drucker
“İnsanlar ne yaptığınızı satın almazlar, yapma nedeniniz için satın alırlar. İnandığınız şey hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersiniz. ”
Simon Sinek
“Hayalinizi anlattığınızda tüyleri diken diken olan ve gözleri dolan insanlarla yürüyün ve onları asla kaybetmeyin.”
Sinan Yaman

KAYNAKLAR
Simon Sinek – “How Great Leaders Inspire Action”
Jim Collins – Level 5 Leadership
Daniel Goleman – EQ – Why it can matter more than IQ
