Türkler, İşbirliği ve Duygusal Zeka

İşbirliği, amaç ve çıkarları bir olanların oluşturdukları çalışma ortaklığı, teşrikimesai. İngilizce cooperative, collaboration, association gibi kelimelerin Türkçe karşılığı. İngilizce tanımı ise, (a joint effort of multiple individuals or work groups to accomplish a task or Project.)

Dünyada her yıl yüzbinlerce işbirliği yapılıyor ve bunların bir kısmı ciddi başarılara ulaşıyor. Yeni bir girişim, yeni bir vakıf, dernek, üniversite-sanayi işbirlikleri, yeni tesis yatırımları, şirket ortaklıkları, devlet-şirket işbirlikleri gibi aklınıza gelebilecek her türlü birlikteliği sayabiliriz.



Peki biz Türkler her alanda ciddi işbirlikleri ve karşılıklı desteğe ihtiyaç duyuyorken neden çoğu alanda bir araya gelmekte zorlanıyoruz ? Ülkesini ve milletini seven bir birey olarak bu konuyu özellikle önemsiyorum. Çünkü işbirliği karşılıklı güven, vizyon, takım çalışması ve netlik gerektirir.  Ego gerektirmez, hiyerarşi gerektirmez, bireysel şov gerektirmez, kuyu kazma gerektirmez.

Son zamanlarda katıldığım organizasyonlarda Türklerin özellikle aynı amaç için bir araya gelinen büyük organizasyonlarda dahi, hedef birliği içerisinde işbirliği, anlaşma ve sözleşme yapamadığından bahsediliyor. Bunun bana göre nedenleri, bizim takım odaklı değil, lider odaklı olmamızdan, egolu insanlar olmamızdan ve karşı tarafa çeşitli nedenlerle güvenemiyor olmamızdan kaynaklanıyor. Ülkemizde ciddi güven problemleri var. Biz işbirliklerini, aynı amaç için bir araya gelen tecrübeli iş adamları ile dahi sağlayamıyorsak, üniversite öğrencilerinin milyar dolarlık girişim ortaya çıkarmasını ve dünyaya açılmasını bekleyemeyiz maalesef.

Prof. Dr. Acar Baltaş Türk Kültüründe yönetmek isimli kitabında uzlaşmak – boyun eğmek konusunda bu konuya değinmiş. Türk kültürünün ekip çalışmasını ve işbirliğini zorlaştıran en temel özelliğinin uzlaşma kültürünün olmayışı olduğunu söylemiş. “Çünkü Türk kültüründe uzlaşma, boyun eğmek, yenilmek ve ilkelerinden vazgeçmek anlamına gelir.” Türk kültürünün ekip çalışmasını zorlaştıran bir diğer özelliği hesap sorma ve verme sürecinin çatışma yaratan dolayısıyla kaçınılan bir durum olmasıdır.

Takım Çalışmasında Verimliliği Engelleyen Şeyler Neler ?

– Yanlış ekip seçimi 
– Ulaşılması zor hedefler
– Koordinasyonsuzluk
– Kıskançlık
– Benbilirimcilik
– Bilgiyi, başarıyı paylaşmama

Türkler lider odaklı batılılar takım odaklı çalışmayı seviyor

İzgören Akademi Genel Müdürü Umut Sav, Türkler’e has problemlerin büyük ölçüde ego kontrolü veya duygusal yaklaşım temelli olduğunu söylüyor. Türk kültüründe ekip çalışmasını kolaylaştıran ve zorlaştıran özellikleri Batı kültürü ile kıyaslıyor.

TÜRK ÇALIŞANLAR : Duygu, kısa vade, aceleci, lider odaklı, içten, yüksek, kısa süre, 100 metre, adama göre iş, bütünsel ilişkiye dayalı, çiğnenebilir

FAKTÖR : İşe yaklaşım, planlama, günlük hayat, yönetim, iş dışı ilişkiler, motivasyon, proje, görev dağılımı, düşünüş, kurallar

BATILI ÇALIŞANLAR : Mantık, uzun vade, sakin, takım odaklı, mesafeli, düşük, uzun süre, maraton, işe göre adam, işe göre adam, uyulmalı

İnsanlar “siz bir ekipsiniz,” demekle, kendilerini bir ekip gibi hissetmezler. İyi bir ekip oluşturmanın iki temel şartı vardır: Birincisi profesyonel olmak, ikincisi olgun insan olmak. Bugün olgun olmak kavramı karşımıza duygusal zeka olarak çıkmaktadır. Duygusal olgunluk düzeyleri gelişmemiş insanların iyi ekip oluşturmaları beklenemez.

Türk toplumu ise genel olarak bu olgunluk düzeyine yaklaşabilen, başka bir deyişle, ekip çalışmasına yakın bir kültüre sahiptir.

Prof. Dr. Acar Baltaş, Türk kültürünün ekip çalışmasını zorlaştıran yönlerini aşağıdaki gibi sıralıyor:

  • Türk insanının profesyonel olmakta zorlandığı görülmektedir.
  • Türk kültüründe uzlaşma anlayışı pek yerleşmemiştir.
  • Belirsizliğe karşı düşük tolerans söz konusudur.
  • Türk insanı körü körüne eleştirir ve eleştirdiği konu hakkında, ya çözüm önermez ya da kendine uyan çözümler önerir.

EQ (Duygusal Zeka)

EQ, duygusal zeka, kişinin görünen bütün davranışlarını yönlendiren ihtiyaç, dürtü ve gerçek değerlerini temsil etmekte ve insanlarla olan ilişkilerinin ve iş yaşamındaki başarısının belirleyicisi olmaktadır.

Duygusal zekanın bazı göstergeleri, kendi beden dilini kontrol edebilmek, başkalarının beden diline duyarlı olmak, empati göstermek, iyimserlik, stresle başa çıkmak, kararlılık…

Bugün Taiwan’da, Malezya’da bile çok ciddi iş ortaklıkları yapılıyorken bizim Türkiye olarak daha üniversite-sanayi işbirliğini yapmakta bile zorlanmamız yukarıdaki bazı özellikler konusunda iyileşmelere ihtiyaç duyduğumuzu gösteriyor. Belki de başarılı örnekleri inceleyip, karşılıklı güven konusundaki problemlerimizi aşmamız, duygusal zeka göstergelerini ve bazı sosyal özelliklerimizi geliştirmemiz lazım.  Aslında hepsinin temelinde insanların birbirine saygı duymaması buna bağlı olarak da güvenmemesi geliyor. Güven duymama ve saygısızlık, işbirliği sonucu elde edilebilecek çok ciddi başarıların önüne bir perde gibi iniyor maalesef. Ülkemizde başarılı işbirliklerini görebileceğimiz, milyar dolarlık girişimlere tanık olacağımız bir 10 yıl görebilmeyi umuyoruz elbette. Yarış atı gibi yetiştirildiğimiz ve ekmeğin aslanın ağzında olduğunu çok iyi bildiğimiz bu coğrafyada artık tek başımıza, birey ya da şirket olarak pek iyi sonuçlar elde edemeyeceğimizi anlamamız ve artık birilerine güvenmeye başlamamız gerekiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir