2020 yılı pandemi ve ekonomik kriz sebebiyle tüm otoritelerce insanlık tarihinin en zor ve en kaotik yıllarından biri olarak kabul ediliyor. Hatta dünyanın en saygın haber ve politika dergilerinden biri olan TIME dergisi 5 Aralık 2020 tarihinde “Şimdiye kadarki en kötü yıl altyazısının üzerinde üstü kırmızı renkli X ile çizili olan bir 2020 görseli” paylaştı. Bundan sonraki süreçte bence “bir case study olarak 2020” yılı şeklinde yönetim bilim dalı altında birçok araştırma ve makale de çalışılacaktır.

Pandeminin yarattığı küresel birçok problem sebebiyle alınan karantina önlemleri sonucu bir süre önce hayatımızda olan birçok faaliyete ayırdığımız süreler doğal olarak azalmış oldu ve ben de birçok insan gibi boş vaktimin önemli bir kısmını kitap okumaya ayırmaya gayret ettim. Üniversite lisans yıllarında kısmen kaybettiğim okuma alışkanlığımı özellikle son 4-5 yıldır yüksek lisans ve doktora süreçleriyle beraber yeniden kazanmış olmanın mutluluğunu her yılın sonuna doğru yaşamaktayım. Bu yıl da bol bol okuduğum, sorular sorduğum, paylaştığım, meraklandığım, bolca öğrendiğim bir yıl oldu. Bir yandan boş vakitlerde bu kitapları okurken, ara ara da bilişim ve yazılım dünyasına dalmış olmak ve her merak ettiğim kitabı okumaya çalışmak derken, doktora yeterlilik sınavına hazırlığını da 2020 sonuna ertelemiş oldum. Bu arada şu sıralar da doktora yeterlilik sınavı için akademik kaynaklardan ve ders kitaplarından okumalara devam ediyorum. Bakalım yeterli olacak mıyım:)
Bu 20 kitap içerisinde bende iz bırakan bazı notları paylaşmak istedim belki birilerine faydası olur, ilham verir diye düşündüm. İyi bir hatıra olacağını düşünüyorum. Ne demişler;
“Great satisfaction comes from sharing with others” & “The more we share the more we have”
Checklist Manifesto

Yazar: Atul Gawande
Çevirmen: Şiirsel Taş
Yayınevi: Domingo
İlk basım yılı: 2011
TIME dergisinden bahsetmişken TIME dergisi kitabın yazarı Atul Gawande’yi 2010 yılında dünyanın en etkili 100 insanından biri olarak göstermiştir.
Aldığım notlar;
İşini doğru yapmak istiyorsan, alanında ne kadar uzman olursan ol, kendine ne kadar güvenirsen güven, doğru strateji ve iyi uygulanmış check-listler hayati öneme sahiptir. “Daha uzun süre eğitim görüyor, daha fazla uzmanlaşıyor, daha ileri teknoloji kullanıyor ama yine de hata yapıyoruz.”
Homo Deus: A Brief History of Tomorrow

Yazar: Yuval Noah Harari
Çevirmen: Poyzan Nur Taneli
Yayınevi: Kolektif Kitap
İlk basım yılı: 2016
Aldığım notlar:
“21. yüzyılın başında ilerleme treni bir kez daha perondan ayrılmak üzere. Bu belki de Homo Sapiens isimli perondan yapılacak son sefer olacak ve treni kaçıranların ikinci bir şansı olmayacak. Trende bir yeriniz olsun istiyorsanız bu yüzyılın teknolojisini, özellikle de biyoteknolojiyi ve bilgisayar algoritmalarının gücünü kavrayabilmeniz gerekiyor.”
“Tarihin tek değişmezi, herşeyin değiştiğidir.”
“Davranışı değiştirmeyen bilgi işe yaramaz, ama davranışı çok hızlı değiştiren bilgi de hızla bağlamını yitirir. Daha çok veriye sahip oldukça tarihi daha iyi anlarız ama tarih rotasını hızla değiştirir ve bilgilerimiz de hızla miadını doldurur.”
Getting To Yes (Negotiating an agreement without giving in)

Yazar: Roger Fisher & William Ury
İlk baskı yılı: 1981
Yayınevi: Rh Business Books
Aldığım notlar:
“As useful as looking for objective reality can be, it is ultimately the reality as each side sees it that constitutes the problem in a negotiation and opens the way to a solution.”
“The more you clarify your position and defend it against attack, the more committed you become to it. “
“An open mind is not an empty one.”
Girişimci Kapital – Silikon Vadisi Tarihi ve Startup Ekonomisi

Yazar: Mustafa Ergen
İlk baskı yılı: 2018
Yayınevi: Alfa | Araştırma
Aldığım notlar:
“Gartner döngüsü teknolojinin nasıl evrimleştiğinin bir göstergesidir. Akademik çalışmalar veya çığır açan buluşların oluşturduğu görünürlük, teknolojik atılımın başlangıç evresidir, ikinci aşamada, erken aşama risk yatırımcıları, bu teknolojilere yatırım yapmaya başlarlar. Bu yatırımları, erken aşamada bu teknolojiyi kullananlar doğrular. Üçüncü aşamada, teknoloji geniş bir alanda kabul görmeye başlar ve kullanım alanları belirginleşir. Dördüncü aşamada, geniş yığınlar için değer önerisi belirginleşir. Beşinci ve son aşamada ilk çıkış görülür, yani bu teknolojiyi üreten şirketlerden bir veya ikisi ya satın alınır ya da borsaya açılır.”

“Yapılanma sanayi devrimi öncesindeki küçük gruplara dönüş gibi gözükebilir ancak her atölye, küreselleşmeyle birlikte küresel yeni teknolojileri hayata geçirecektir. Örneğin, insansız araba teknolojisini geliştiren bir grup başarılı olursa bütün dünyanın ulaşım sistemini tanımlama şansını elde edecektir.”

Elon Musk – Tesla, SpaceX ve Muhteşem Geleceğin Peşinde

Yazar: Ashlee Vance
Çevirmen: Ali Atav
İlk baskı tarihi: 2016
Yayın evi: Buzdağı Yayınları
Aldığım notlar;
“Kesinlikle imkansız hedefler belirlemeye çalışmıyorum. İmkansız hedeflerin motivasyonu bozduğunu düşünüyorum. İnsanlara kafalarını duvara vurarak o duvardan geçmelerini söylemek istemezsiniz. Ancak zaman çerçeveleri konusunda kesinlikle iyimserim. Biraz daha gerçekçi olmak için kendimi ayarlamaya çalışıyorum.”
“İyi fikirler, artık delice olmadıkları ana kadar delicedir.”
“Neleri bilmediğimiz konusunda hiçbir fikriniz yok.”
Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü

Yazar: İsmet Zeki Eyüboğlu
İlk baskı yılı: 2017
Yayın evi: Say Yayınları
Aldığım notlar:
FURYA, İtalyanca “Furia” (öfke, kızgınlık, taşkınlık)dan furya’ya dönüşmüştür (anlam genişlemesiyle: bir nesnenin umulandan çok olması, taşmış duruma gelmesi, ölçüyü aşması)…Bu sözcük Türkçe’ye, Anadolu’da konuşulan Rumca’dan geçmiştir, genellikle kıyı illerinde balıkçılarca söylenir: hamsi furyası, torik furyası, palamut furyası
NADAS, Rumca “Neate” (Dinlenmeye bırakılan yer, ekilmeyen toprak)dan nadas olmuştur. Anadolu’da konuşulan Rumca’da geçer neate/nate/natas/nadas (Arap yazılarında natas yazılır)
ORTAOYUNU, İtalyanca “Arte” (beceri,sanat) ile tr. oyun’dan arte oyunu / orta oyunu olmuştur. 1834’te İstanbul’a oyun göstermeye gelen İtalyan Commedia Dell’Arte adlı oyuncu topluluğunun adından bozma. Arte (beceri, yaratı, arapça sanat) anlamındadır.
SİCİL, Latince “Sigillum” (damga,örnek)den arapça sicil (kütük, gerekli işlemlerin yazılıp saklandığı yer) Sigillum’un g sesi c’ye dönüşür, gens / cins örneğinde, latinceden arapçaya geçiş, görüldüğü gibi. Sigillum – Sicillum – sicill – sicil.
İnsanın Merak Yolculuğu

Yazar: Kerem Kına & Umut Kına
Yayınevi: Destek Yayınları
İlk baskı yılı: 2020
Aldığım notlar:
Einstein’in 1922’de Japonya’da bir kuryeye bahşiş olarak verdiği, daha sonra 1.560.000 dolara satılacak olan notta ne yazıyordu?
“Başarı peşinde koşmak ve bununla birlikte gelen devamlı huzursuzluğa karşın sakin ve mütevazı bir yaşantı daha fazla mutluluk getirecektir.”
“Hayatı, zamanınızı boşa geçirmeyin çünkü zaman hayatın ta kendisidir” der Benjamin Franklin. “Hırsızların da en zararlı olanı zamanı çalan hırsızlardır” der Goethe.
Hayatının her anını not defterine kaydeden Rönesans insanı, ilk modern insan olarak kabul edilen Leonardo Da Vinci’dir. Bill Gates bu defteri 1994’te 30,8 milyon dolara satın almıştır. Defterin adı: Codex Leicester’dır.
“İnsanlar olmak istedikleri kadar mutlu olurlar.” – Abraham Lincoln
Hakikat ve Hurafe

Yazar: Dücane Cündioğlu
İlk baskı yılı: 1999
Yayınevi: Kapı Yayınları
Aldığım notlar:
Akıntıya kapılmayanları akıntı asla kapmaz.
“Akıntıya karşı kürek çekmek” tabiri, her ne kadar eksiltili haliyle kullanılmakta ve bazıları bu tabirden “akıntıya doğru kürek çekmeyi” anlamakta ise de her halde asıl anlaşılması gereken bu değil. Çünkü mezkur tâbir ya “gerçekleştirmesi güç ya da imkânsız olan bir işe kalkışmak” veya “beyhûde yere kendini yormak” gibi anlamlarda kullanılır. Binaenaleyh bu tâbir bu mânâda kullanılmak istendiğinde, araya doğru sözcüğü yerine karşı sözcüğü yerleştirilmeli ve kastedilenin “akıntıya karşı kürek çekmek” olduğu bir biçimde belirtilmelidir.
İsimlerin tek başlarına bir anlamı vardır ancak edatlar tek başlarına bir anlam ifade etmezler.
Heidegger, “Dil varlığın meskenidir” (Die Sprache ist das Haus des Seins) der. Dil olmasaydı, ne varlık üzerine, ne de varolan(lar) üzerine konuşabilirdik. Dünyamız dilimizden ibaret değil mi?
Neden?

Yazar: Mario Livio
Çevirmen: Berna Gülpınar
İlk baskı yılı: 2018
Yayınevi: Altın Kitaplar
Aldığım notlar:
İnsanı evrenle ilgili yorum ve açıklamalar yapmaya teşvik eden yolda, Platon ve Neoplatoncu’ların izinden giden Da Vinci’nin en büyük rehberi geometriydi; o teşvikin temelinde yatan şey sağlam deneysel bir hipotezden çok, bir kanıdan ibaret olsa bile. Önce görsel sürecin geometrisi geliyor, bunu tabiatın itaat etmesi gereken geometri kanunları takip ediyordu ve süreç matematik dilinin kendine özgü doğasıyla son buluyordu Leonardo için, hepimizin okulda öğrendiği basit Öklid geometrisinden ibaretti.
Richard Feynman Princeton’da Fizik doktorası yaparken, günün birinde bir psikoloji makalesi dikkatini çekmişti. Makalenin yazarı, beynimizdeki “zaman algısı”nı belirleyen şeyin demire alakalı bir kimyasal reaksiyon olduğunu ileri sürüyordu. Feynman bunu fazlasıyla uçuk bulmuştu; mantık zinciri fazla bulanıktı ve çok fazla adım içeriyordu, bu da her biri yanlış olabilecek bir sürü basamak demekti. Yine de zaman algısını gerçekten neyin kontrol ettiği Feynman’ın yeterince ilgisini çekmiş olacak ki, kendi araştırma konusuyla hiçbir ilgisi olmadığı halde, hemen işe koyulup bizzat araştırmaya girişti.
Platon’un Sokratik diyaloglarından biri olan Menon adlı eserinde, genç ve varlıklı bir aristokrat olan Menon, tüm önermeleri büyük Sokrates tarafından çürütülünce yeni bir iddiayla hocasının karşısına çıkar. Bilinmeyeni araştırmanın aslında imkânsız olduğunu ileri süren Menon bu iddiasını ispatlamaya girişir “Peki ama Sokrates, ne olduğunu bile bilmediğin bir şeyi nasıl araştırabilirsin ki? Varlığından bile haberdar olmadığın şeylerin hangisini araştıracağını nereden bileceksin?
Akıllı Yaşama Sanatı

Yazar: Baltasar Gracian
Çevirmen: Sabri Kaliç
İlk baskı yılı: 2012
Yayınevi: Maya Kitap
Aldığım notlar;
Yaşadıkları çağdan destek alan kişiler enderdir. Herkes hak ettiği çağda yaşamaz, yaşasa da nasıl değerlendireceğini bilemez. Bazı insanlar daha iyi bir yüzyılda yaşamayı hak eder, çünkü iyilik her zaman galip gelmez. Her işin kendi zamanı vardır, mükemmel nitelikler bile modaya göre belirlenir. Bilgenin avantajı ölümsüz olmasıdır; değeri yaşadığı yüzyılda anlaşılmasa bile sonrasında anlaşılacaktır.
Aptallar kapıdan içeri hızla dalar; çünkü budalalık her zaman kabak gibi ortadadır. Onları her türlü önlemden azade kılan aynı basitlik, çuvallama halinde her türlü utanmadan da mahrum eder. Fakat sağduyu, kapıdan her zaman ihtiyatla girer. Onun öncüleri tedbir ve dikkattir.
Nesneler ve olaylar genellikle göründüklerinden farklıdır. Cehalet asla bir şeyin kabuğunun altına bakmaz, derinliklerine inmez; ancak siz ona bu kabuğun içini gösterdiğiniz zaman gözünü açabilir. Yalan her zaman daha önce ortaya çıkıp, ahmakları da beraberinde onarılamaz hatalara sürükler. Doğruluk ise her zaman sona kalıp, zamanın kollarında aksayarak ilerler.
Poetika

Yazar: Aristoteles
Çevirmen: Samih Rifat
İlk baskı yılı: 2007
Yayına hazırlayan: Ayça Sezen
Yayınevi: Can Yayınları
Aldığım notlar:
Tragedya ile komedyayı birbirinden ayıran şey; biri günümüz insanlarından daha iyileri, öteki de daha kötüleri taklit eder.
Tarihçi ile ozan arasındaki fark, birinin dizelerle, ötekinin düzyazıyla yazması değildir (Herodotos’un yapıtını dizelere dökebilirsiniz; dizeli ya da dizesiz yine tarih olarak kalacaktır); aralarındaki fark, birinin gerçekten olmuş, ötekininse olabilecek şeyleri anlatmasıdır. Bu yüzden şiir, felsefeye tarihten daha yakındır ve daha değerlidir; çünkü şiir daha çok genelden; tarih ise özelden söz eder.
“Aipsa de thnet ephuonto, to prin mathon athanat einai, zora te prin kekreto” (Daha önce ölümsüz olan şeyler, birdenbire ölüm oldular)
Mutlu Yaşam Üzerine & Yaşamın Kısalığı Üzerine

Yazar: Seneca
Çevirmen: C.Cengiz Çevik
İlk basım yılı: 2018
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Aldığım notlar:
Beni çok şatafatlı bir eve koy, herkesin altın ve gümüş kullandığı bir yere koy, bana ait olsalar bile onların benim dışımda şeyler olduğundan hiç kuşku duymayacağım. Beni Sublicius Köprüsü’ne götür ve dilencilerin arasına koy, yine de kendimi küçük görmeyeceğim, zira dilenmek için elini uzatan insanların arasında oturuyor olacağım. Beni pahalı mobilyaların ve lüks eşyaların arasında koy; yumuşak harmanim olacak ve misafirlerim mor divana yaslanacak diye daha bahtiyar olduğuma inanmayacağım.
Paulinus, ölümlülerin büyük bir bölümü doğanın kötü karakterinden şikayet eder, zira kısa bir ömürle doğuyoruz, bize bahşedilen bu zaman aralığı öyle hızlı ve öyle çabuk tükeniyor ki, az insan hariç, herkes daha yaşama hazırlanırken yaşamdan ayrılıyor.
“Yaşam kısa, sanat uzun.”
Tam da böyledir, kısa yaşam bulmayız, onu biz kısaltırız, ondan yoksun değiliz, onu tüketiyoruz.
Tanrı Matematikçi mi ?

Yazar: Mario Livio
Çevirmen: Berna Gülpınar
İlk baskı yılı: 2015
Yayınevi: Altın Kitaplar
Aldığım notlar:
Düğümler, efsanelere bile konu olmuştur. Yunanlıların şu efsanevi “Gordion düğümü” hikayesini hatırlarsınız. Bir kâhin Frigya halkına, başkente öküz arabasıyla girecek ilk insanın, ülkeye kral olacağını haber verir. Her şeyden habersiz yoksul bir köylü olan Gordios, öküz arabasıyla kente girer ve sonra da kral ilan edilir. Çok sevinen Gordios arabasını Tanrılara adar ve karmaşık bir düğümle onu tapınağın önündeki direğe bağlar. Bu öyle bir düğümdür ki, hiç kimse çözmeyi başaramaz. Sonra kâhin bir kehanette daha bulunur: Her kim bu düğümü çözerse, tüm Asya’ya hükümdar olacaktır. Kader bu ya, sonunda düğümü çözen kişi (MÖ 333’te) Büyük İskender olur. Ve İskender gerçekten de bir zaman sonra tüm Asya’nın hükümdarı olur. Gerçi İskender’in düğümü çözme yönteminin öyle pek adil ya da incelikli olduğu söylenemez – çünkü düğümü çözmek yerine sabırsız davranıp kılıcıyla kesivermiştir!
Olasılığı genetikle tanıştıran kişi Moravyalı bir rahipti. Gregor Mendel (1822-1884), Moravya ile Silezya arasındaki sınıra yakın bir köyde (günümüz Çek Cumhuriyeti’nde bulunan Hyncice kasabasında doğmuştu. Bir özelliğin soyaçekimi, bir kuşaktan sonrakine geçen belli birtakım “faktörler” sayesinde olur. Bunlara gen diyoruz. Her döl her ebeveynden bir faktör alır. Herhangi bir özellik bir sonraki kuşakta kendini göstermese de, ondan sonraki kuşağa aktarılabilir.
Galileo ve diğer İtalyan deneyselciler düşen cisimlerle ilgili yasalar keşfetmişti. Netwon ise bu yasaları alıp Kepler’in gezegen hareketleriyle birleştirmiş ve bu ikisinin birleşiminden yola çıkarak evrensel bir kütle çekim yasası yaratmıştı. Bunu yaparken Matematik dilini kullanan Newton, bir başka şey daha bulmuş ve yepyeni bir matematik dalı icat etmişti – kalkülüs!
İnsanın Anlam Arayışı

Yazar: Viktor E. Frankl
Çevirmen: Selçuk Budak (İngilizce’den)
İlk baskı yılı: 2009
Yayınevi: Okuyanus Yayınları
Aldığım notlar:
Elbette insan, geçiciliğinin anız tarlasını dikkate almakta ve yaptıklarının, sevinçlerinin ve acılarının tamamını sonsuza kadar sakladığı geçmişin dolu zahire ambarını görmezlikten gelmektedir. Yapılan hiçbir şey eski haline getirilemez ve hiçbir şey yok edilemez. Olmuş olmanın, varolmanın en emin biçimi olduğunu söylemem gerek.
Herkesin yaşamında özel bir mesleği veya uğruna çaba harcanacak bir misyonu, yerine getirilmeyi bekleyen bir görevi vardır. Ne onun yeri değiştirilebilir ne de yaşam tekrarlanabilir.
Müzik Teorisi 101

Yazar: Brian Boone, Marc Schonbrun
Çevirmen: Funda Sezer
İlk baskı yılı: 2018
Yayınevi: Say Yayınları
Aldığım notlar:
Müzik teorisyenlerinin görüşüne göre, herhangi bir majör tonla diğer bir majör ton arasında gerçekten de bir fark yoktur. Absölüt kulağınız olmadığı müddetçe, yani bir notayı duyduğunuz anda adını söyleyemiyorsanız, o zaman da makör ile re majör gamları arasında bir fark işitemezsiniz.
Guido d’Arezzon (Guido Monaco adıyla da bilinir) ortaçağda İtalya’da yaşamış bir Benedikt keşişi ve müzik teorisyeniydi. Guido’nun koyduğu ilkeler modern Batı müziği yazısının temeli olarak görülmektedir. Guido d’Arezzo, porte üzerine modern nota yazımının mucidi olarak görülmektedir.
Da Vinci gibi düşünmek

Yazar: Daniel Smith
Çevirmen: Sevinç Seyla Tezcan
İlk baskı yılı: 2017
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Aldığım notlar:
Botlarınızın iplerinden çekip kendinizi ayağa kaldırın. Kuştüyü bir yatakta yatmak size ün kazandırmaz, yorganın altında uyumak da öyle…
“Bütün efendilerin hanımefendisi olan Doğa’dan başka bir şeyi ölçüt kabul eden insanlar kendilerini boşa yorarlar.”
“Sahip olunan gerçek kazanım, her an kaybedilebilecek zenginlik değil erdemdir.”
Yeni Bir Pencere Aç

Yazar: Pınar Özkent
İlk baskı yılı: 2018
Yayınevi: Elma Yayınevi
Aldığım notlar:
“İnsan ancak kendi anlamını bulduğunda, anlamlı bir şeyler yaptığını hissettiğinde ve yaşam amacına sarıldığında mutlu olabiliyor.”
“Kahraman olmaya değil, cesur olmaya ihtiyacımız var.”
“Seni sürekli başka bir şeye dönüştürmeye çalışan bir dünyada, kendin kalabilmek en büyük başarıdır.” (Ralph Waldo Emerson)’dan aktarma
“Şartların değil, kararlarımın ürünüyüm.” (Stephen Covey)’den aktarma
Büyüleme

Yazar: Guy Kawasaki
Çevirmen: N. Kıvılcım Yavuz
İlk baskı yılı: 2011
Yayınevi: MediaCat Kitapları
Aldığım notlar:
Dağları yerinden oynatan olgular değil inançtır. Olgular inancı doğurmaz. İnancın sürmesi için bir hikayeye ihtiyacı vardır – size iman telkin edecek ve düşüncelerinizin gerçekten de vaat ettiğinizi sunduğuna dair umudunuzu yenileyecek anlamlı bir hikaye (Annette Simmons)’dan aktarma.
Her satışın önünde beş engel vardır: İhtiyaç olmaması, para olmaması, acele olmaması, arzu olmaması, güven olmaması (Zig Ziglar)’dan aktarma.
Duran insanlar durmaya devam ederler. Giden insanlar, dışarıdan gelen bir büyüleyicinin etkisinde kalmadıkça, aynı yönde gitmeye devam ederler. Var olan ilişkiler, mevcut durumdan duyulan memnuniyet, tembellik ve yoğunluk değişimi engeller.
Outliers

Yazar: Malcolm Gladwell
Çevirmen: Aytül Özer
İlk baskı yılı: 2009
Yayınevi: MediaCat Kitapları
Aldığım notlar:
Bir bireyin yaşamında, belki ahlakı dışında, IQ’su kadar önemli hiçbir şey yoktur,” demişti bir keresinde Lewis Terman. “Bilimi, sanatı, devlet yönetimini, eğitimi ve genel olarak sosyal refahı ileri götüren liderler yetiştirmek için” çok yüksek IQ’ya sahip bu insanlar arasından seçimler yapmalıyız, inancındaydı.
İş bulmak için (öğrenciler) doğru aile bağına, doğru yeteneğe, doğru kişiliğe ya da bunların bir kombinasyonuna sahip olmalıdır. Kabul edilebilirlik olarak adlandırılan şey, bu parçaların toplamından oluşur. Bir insan bunlardan herhangi birine sahipse kendine iş bulabilir. İkisine sahipse, birden fazla iş seçeneği olabilir; üçüne sahipse istediği işe girebilir.
Bill Gates dahi ünvanını kabul etmekle yetinebilirdi. Yaşamına geri dönüp bakarak “Çok şanslıydım” demek azımsanmayacak bir alçakgönüllülük olurdu. Ayrıca şanslıydı da. 1968’de Lakeside Academy’deki Anneler Kulübü ona bir bilgisayar satın almıştı. Bu ve bunun gibi kişiler fırsatın ve mirasın eseri. Başarıları sıradışı ya da gizemli değil. Kimi hak edilmiş, kimi hak edilmemiş, kimi kazanılmış, kimi sadece şansla gelmiş – ancak hepsi de o kişiyi o kişi yapan – avantajlardan ve miraslardan örülü bir ağın ürünü.

Yazar (Söyleşiyi Yapan): Yenal Bilgici
İlk baskı yılı: 2019
Yayınevi: Kronik Kitap
Aldığım notlar:
Aydın olmak için şu üç şey gerekir: Yabancı dil, hukuk bilgisi, mukayese becerisi.
Herkesi dönemiyle tanımanız gerekir. Sanatçıların, devlet adamlarının yaşadıkları dönemi bilirseniz, çağının bir insanı nasıl şekillendirdiğini de görürsünüz. Bu sayede, verilen eserleri, yapılan işleri de daha iyi anlarsınız.
Hiç değilse bir enstrüman çalmayı bilmek gerekir, çocukların da öğrenmesini sağlamak gerekir. Önemli olan onu çok iyi çalmak değildir. Bu süreçte müziği dinlemeyi de öğreniyorsun. Bu, hayatınız boyunca sizinle gidecek bir bilgidir.
Bir şehri ilk defa görüyorsanız, bir dakika bile dinlenmeyeceksiniz. Bir şehre ilk defa gidiyorsanız çok yoğun bir program yapacaksınız, illa ki yorulacaksınız. O şehir hakkında her fırsatta okuyacaksınız.
Yabancı dil meselesini 25’inize gelmeden çözmeniz gerekir. Bu temel bir konudur; gecikirseniz geçmiş olsun. Elbette sonra da öğrenebilirsiniz ama aynı rahatlıkla ve kavrayışla değil.
HERKESE BOL OKUMALI GÜNLER DİLERİM
MERT MEHMET ŞENER
ARALIK 2020
