En üst düzeydeki seçimi aramanın sakıncaları o kadar fazla, avantajları ise o kadar sınırlıdır ki, insanın niçin böyle bir stratejiyi benimseyebileceği sorusunu rahatlıkla sorabiliriz. Bu durumu veya eğilimi benimseyen birçok bireyin bu durumun farkında olmaması ilk açıklama olarak gösterilebilir. Karar verme konusunda zorlandıklarını, kararlarından pişman olma korkusu taşıdıklarını ve yaptıkları seçimlerden elde ettikleri tatminin kısa süreli olduğunun farkında olabilirler; ancak hiçbiri sorunun temelinde yatan asıl noktanın farkında değildir.

İkinci açıklama ise, statü (makam, mevki) endişemizdir. İnsanların gruplar halinde yaşamaya başladığından beri statüye önem verdikleri şüphesizdir, ancak statü meselesi günümüzde farklı bir şekil almıştır. Küresel iletişim ve haberdarlık çağında, sadece “en iyilerin” diğerleriyle rekabetinde başarılı olmayı garanti ettiği düşünülmektedir. Refah seviyelerinin yükselmesi, artan materyalizm, modern pazarlama teknikleri ve bu karmaşanın içine atılan çeşitli çekici seçenekler karşısında, statü endişesinin bir nezaket yarışına dönüşmesi neredeyse kaçınılmaz görünmektedir. En iyi olmanın tek yolu, en üst düzeyde olana sahip olmaktır.

Çağımızın statü endişesinin, otuz yıl önce Fred Hirsch tarafından tanımlanan başka bir yönü daha var. Hirsch, doğası gereği nadir bulunan; bir başka deyişle değeri nadir bulunması sebebiyle artmış tüketim maddelerine değinmiştir.

https://www.babelio.com/auteur/Fred-Hirsch/399973

Örneğin,

  • Okyanustaki arazi parsellerinin sayısı artamaz.
  • Harvard’a giriş kontenjanı artamaz.
  • En iyi top fakültelerine giriş imkânı genişletilemez.
  • Banliyö evlerinin sayısını artırmak mümkün olsa da evleri birbirine daha yakın inşa etmek ya da şehir içinden iyice uzaklaşmak; dolayısıyla onları çekici kılan pek çok şeyi yok etmek koşuluyla. Teknolojik devrim bize bir dönüm araziyle daha çok insanın karnını doyurma olanağını sağlayabilir, fakat insanların üzerinde yaşaması için, işlerinin yakınında daha çok sayıda arazi vermeyecektir. Hirsch’e göre bir toplumun refah seviyesi arttıkça ve temel ihtiyaçları karşılandıkça, insanlar doğası gereği nadir olan tüketim maddeleriyle daha çok ilgilenmeye başlıyorlar. Eğer nadir bulunan tüketim maddeleri için rekabete girerseniz, “yeterince iyi” asla yeterince iyi gibi gelmez; yalnızca en iyi – en iyi aramak – işe yarar.Bazı insanlar, en iyiyi arayan olmanın olumsuz taraflarının farkında olmakla birlikte, şartlardan dolayı en iyi arayan olmaya zorlanabiliyorlar. Bu kişiler üzerlerinde en iyiye sahip olma ve en iyiyi başarmak baskısını daha az hissedecekleri bir dünyada yaşamayı tercih edebilirler, ama içinde yaşadıkları dünya böyle bir yer değil.

Statü Yarışı

İnsanlar sosyal kıyası çoğunlukla statüyü önemsedikleri için yaparlar ve elbetteki statünün içinde doğal olarak sosyal kıyas vardır. Başarılardan ve sahip olunanlardan duyulan tatminin bir kısmı, herkesin bunlara ulaşamayacağının farkında olmaktan kaynaklanır. Diğerleri beraberliği sağlamaya başladıkları anda, “yarışı” önde götürenlerin istekleri kızışır ki, ayrıcalıklı konumlarını koruyabilsinler.

Ekonomist Robert Frank,Choosing the Right Pond” adlı kitabında sosyal yaşamın nasıl da kendi havuzumuzdaki büyük balık olma arzumuzla şekillendiğini açığa çıkarır.

https://business.cornell.edu/faculty-research/faculty/rhf3/

Yalnızca bir havuz olsaydı eğer; yani herkes kendi durumunu geri kalan herkesin durumuyla kıyaslasaydı, hepimiz kaybeden olurduk. Ne de olsa, balinalardan oluşan bir havuzda köpek kalıpları bile küçüktür. Dolayısıyla, kendimizi herkesle kıyaslamak yerine, dünyaya kendi havuzlarımızda, kendimize baz aldığımız gruba kıyasla başarılı olduğumuzu hissettirecek şekilde, belli sınırlar çizmeye çalışıyoruz.

Küçük bir şirkette yıllık 20k $ kazanan bir avukat olmak, büyük bir şirketteki kurt sürüsünün ortasında olup yılda 150k $ kazanan bir avukat olmaktan daha iyi olabilir. Mutlu olmanın; yani statü arayışında başarıya ulaşmanın yolu, doğru havuzu bulup onun içinde kalmaktır.

Bu yazı Barry Schwartz -Bolluk Paradoksu / Az aslında çoktur isimli kitabından alıntılanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir